|
ZİL
Zil en eski asya türkçesinde çeng,
çang, gibi adlar taşırdı. Zile sanç ve zenç de denirdi. Zil çalanlara
zici, zençci ve zilzen gibi adlar verilmiştir. Ziller, bakır ve kalay
karışımından yapılır.
Zillerin kenarları tam birer daire şeklindedir. Sağ elde ve sol elde
birer tane bulundurarak ikisinin birbirine vurulması suretiyle özel bir
tını elde edilir. Zil çalgısı ilk olarak çeng adıyla, Kaşgarlı Mahmut'ın
11.nci yüzyılda yazmış olduğu Divan-ı Lugat-it Türk'de geçer. Çeng ve
cang olrak Osmanlı metinlerinde, 16.ncı yüzyıldan sonra sık sık
rastlanır. Böylece Türk Müziğinde 1000 yıla yakın olan geçmişi ortaya
çıkmış oluyor. Türk ordusunun Avrupa'ya akınları sırasında
mehterhaneden örnek almış olan Avrupalılar 1740'da kendi çalgı
takımlarında kullanarak zile yer vermişlerdi. Besteci GLUCK tarafından
yazılan Mekke hacıları operasında zile, davulla birlikde yer
vermişti (1964). Daha önce Alman kullanışını amlatmış, bu konuda sonrada
derlediği bilgileri 1715'te ikinci bir kitapta yayınlamıştır. Yüzyıl
kadar sonra BERLİOZ küçük çarplı zilleri Romeo ve Jüliet adlı eserinde
kullanmışdır. Diğer bir Çampara denilen ve Avrupa adıyla da (Cymbales
Turgues) adını taşıyan bu zillerin en iyisi bugün de Türkiyede
yapılmakda ve dış ülkelere istanbul'dan ihraç edilmektedir.
|